Facebok

22 Şubat 2014 Cumartesi

15 GÜNDE NEPAL - POKHARA VE KATMANDU

Couchsurfing ile bağlantı kurduğumuz Kotabagh köyündeki Arun'un evinden kendisi ile tanışamadan ayrıldık, o Goa'da çılgın partilerle yeni yıla merhaba derken biz çiftlik evinde keyif yaptık 1 hafta boyunca.
Şimdi sınıra bu kadar yaklaşmışken Nepal'e gitmezsek olmaz. İlk iş Haldwani'ye varmak ve oradan bizi sınıra götürecek otobüsü yakalamak. Su kanalının yanından kestirme bir patikayla köye indik. Yola çıkar çıkmaz otobüs geldi. İngilizce bilen yok, sadece Haldwani dedik, kafa salladılar, tamamdır doğru otobüsteyiz :)
İki saat sonra bu küçük şehrin otobüs terminaline vardık. Şimdi ağzımızdan çıkan tek şey Nepal, Kathmandu. Artık onlar Hintçe biz Türkçe anlaşıyoruz bir şekilde.
Bindik bir bisikletli riksaya ve yine kılpayı yetiştik Nepal sınırına gidecek olan otobüse.. 
Ama otobüs demeye bin şahit lazım. Yürüyen enkaz demek daha doğru olur. Oturacak yer yok. Koca koca çantalar elimizde, bir de kalın kıyafetler almışız Delhi'den malum soğuk yerlere gidiyoruz diye..
Sonunda akşam saat 5 te Nepal sınırındaki Hindistan kasabasına geldik. İndik otobüsten, bu sefer oradaki riksacılar ile ineklerle taşımacılık yapanlar birbirine girdi bizim için. Anlaştık riksacının biriyle ama diğerleri bırakmıyor, tutuştular kavgaya. Araya girdik biz bu herifle gitmek istiyoruz karışmayın uleyyn diye, neyse ki ayrıldılar da hareket ettik. Arun'un 100 metre dediği yol çıktı mı 3 km! Yine çantaların üstünde oturmaktan kıçımıza kramplar girmeye başlamıştı ki sınır demeye bin şahit, eski bir barajın üstündeki köprüye vardık. Bu sınırdan nükleer deniz altı geçirseniz kimsenin haberi olmaz. Sınır memurları kendi halindeki köylüler ve her şey kendiliğinden işliyor. 
Nepal'e giriş ise ayrı bir alem, bize bi ev gösterdiler yol üzerinde vize ofisi diye. Vurduk kapıya, uykudan yeni kalkmış bir hali olan bildiğin beyaz içlik ve atletli, bıyıklı, göbekli bir amca çıktı karşımıza. Haydaa.. Yanlış geldik heralde kusura bakmayın falan demeye çalışırken adam ayıldı; Gelin gelin içeri Nepal'e geçeceksiniz dimi?
Doğru gelmişiz de, böyle vize ofisi mi olur be:)
Pantolonunu giyip bizi bir odaya aldı. 25 - 30 dolarlık bir ücret karşılığında gerekli tüm bilgileri vererek biraz da fazla vize ücreti alarak pasaportlarımızı verdi. Fazla diyorum çünkü vizenin üzerinde fiyat yazıyormuş, görüşmeyi mum ışığında yaptığımız için sonradan farkettik:)
Evden çıktık, askerleri falan geçtik, kimse bişey sormuyor, pasaporta bakmıyor derken arkamızdan geldi askerin biri, bişeyler geveledi, pasaportu gösterdik ve yürümye devam ettik. Biraz sonra 35 kişinin sığabildiği bir motoriksaya bindik. Nasıl sığıyor bu kadar adam hala anlamış değilim. Mesela ön iki kişilik küçücük bir yer, arkadaki 35 kişinin üzerine bir de biz çıkmayalım dedik ve şoförün yanına ikimiz sığıştık. Az gittikten sonra yolcu gördü durdu, bizi iyice ittirdi kenara ve eliyle koltuğu ölçmeye çalıştı bir göt daha sığar mı diye:)) Kadın geldi sıkışmaya çalıştı falan ama yok mümkün değil ki zaten 3 kişi bile mümkün değil oraya naapıyosunuz siz yahu demeye kalmadan vazgeçtiler, kadın binmedi, biz de yola iki büklüm devam ettik. Kasaba merkezine varınca birkaç otel var zaten, girdik bitenesine ve ertesi gün Pokhara'ya gidecek otobüsün nereden, saat kaçta kalkacağını öğrenerek yemeğimizi yeyip yattık. Nepal yemekleri de Hint yemeklerine çok benziyor, hemen hemen her şey aynı.
Sabah kalkar kalkmaz ilk işimiz bankadan para çekmek ama gittiğimizi her bankada bankamatik duvar olmuş, ya bozuk ya da para vermiyor. En sonunda otele cebimizdeki tüm parayı vermiş halde ne yapacağımızı düşünürken yan masadan biri ben az önce çektim para deyip yerini tarif etti ve gidip para işini hallettik hemen. Artık bileti satın almak için otobüs durağına gidebiliriz. 
Geldik terminale ama otobüste yer yok.. Haydaa şimdi sıçtık derken dün gece konuştuğumuz adamı bulduk ve bize yer ayırdığını öğrendik :) Bagajları otobüsün çatısına bağlattıktan sonra bir gün sürmesini planladığımız otobüs yolculuğuna başladık. Araçta ne yoktu ki, keçi, koyun, ve hangi ülkede olursa olsun, sabit ve asla değişmeyen şey, ağlayan bir bebek :) Gerçi müzik öyle yüksek sesle çalıyor ki, ancak şarkı aralarında duyabiliyoruz bebeğin sesini.. Aralarda binip-inen ayakta giden yolcular, çalgıcılar, dilenciler, yemek, ıvır zıvır satanlar.. 





Bir ara durduk, kontrol noktasıymış. Polisler gelip bagajları elliyor, ben tam da öyle üstten elleyerek ne anlayacak ki derken bizimkinden şüphelendi adam, attı elini diş fırçasını çıkartıp baktı, sonra geri koyup kapattı, te allam :) Yolda araba sürekli duruyor ve her durdukça da birileri arabaya yiyecek satmaya geliyor. En son bir balıkçı geldi ve kızarmış sıcak sıcak balık verdi herkese gazete kağıdında. Her şeyi yiyen adam olunca yanımda aldık tabi biz de, gerçekten süperdi tadı, bulantı problemim olmasa çıtır çıtır rahat 4-5 balığı yerdik. 
Bu arada Coşkun kılçıkları pencereden aşağıya atıyor. Yan tarafımızdaki adamlardan biri dur atma falan dedi. Lan dedim elinize geçen istisnasız her çöpü dışarı atıyorsunuz, bizim asla yapmadığımız bişey ama kılçık bu, doğal bişey! Delhi'den farkı yok buraların, yol kenarları, her yer çöp yığını.. Ama otobüste herkes yediği fıstık kabuklarından balık kılçıklarına kadar ve çiğnedikleri tütüne kadar her şeyi arabanın içine atıyor, tükürüyor.. Yemin ediyorum bir sıçmadıkları kaldı otobüsün içine :) Meğer polis kontrol bölgesinde olduğumuz için öyle demiş adam, geçince her şeyi atmak serbest! Of anam nasıl laf anlatılır ki bu insanlara, öyle normal, öyle doğal bir davranış ki çevrelerini çöp yığınına çevirmek..
İhtiyaç molaları da enteresan, belirli ararlıklarla otobüs duruyor, yada bilmiyorum çişi gelen şoföre gidiyor belki de :) Erkekler yolun kenarına kadınlar da varsa çalılıkların, yoksa ortaya biyerlere, yani herkes işini görüp geliyor. 
Bir gün ve bir gecelik eziyet sonunda Pokhara merkeze vardık.. Bizi göl tarafına götürmek için kafalamaya çalışan taksicilerden kurtulup attık kendimizi bir restorana. 
Yemekten sonra çalışanlardan nasıl göl kenarına gideriz bilgisini aldıktan sonra 15 Nepal ruphisine bir dolmuşa doluştuk. Taksiciler başka seçenek olmadığını söylemişti, dünyanın hiç bir yerinde taksiciye güvenmeyeceksin arkadaş, net! 
Ana caddede biraz yürüyüp, uygun bir yer bulduk ve arkadaşımız Onur'un bağlantısıyla Olcay ile görüştük. Peki nerede buluşalım? Coşkun Abi'nin yerine gelin, Merhaba Türk Restoranı :)





Coşkun Abi Türk dili ve edebiyatı okumak için Almanya'ya gitmiş. Bir gün dolaşırken Türk kahvesine giriyor, Türk yemekleri, misafirperverliği ve kültürü ile tanışıyor. Yemeklerini çok beğeniyor ve bu konuda kendini geliştirmeye başlıyor. Eğitimini ve hayat çizgisini Türk yemeklerine paralel hale getirip üstüne bir de Türkiye'ye gelerek bir sürü ilde restoranlarda çalışıp iyice ustalaşıyor. Coşkun Abi Nepal'li! Çok sevdiği bir arkadaşının adını almış kendisine.. Hikayeyi bilmesem bu adam kesinlikle Türk derim, öyle başarılı, öyle tatlı olmuş ki buralara gelip de kendisiyle tanışmadan, yemeklerini tatmadan dönmeyin!
Uzun lafın kısası Nepal Pokhara'da karnımız iyice doydu. Coşkun Abi'nin yerinde Fetiye'den gelen yamaç paraşütü pilotlarıyla tanıştık ama para durumu müsait olmadığı için deneyemedik. Başka zaman mutlaka yapılacaklar arasında yer aldı yamaç paraşütü de..  
Pokhara'da, resimlerde çok güzel görünen ama gerçekte boklu (çok fazla çürümüş organik kalıntının bulunduğu, bizdeki heyelan sonucu oluşmuş göllere benzeyen, örneğin Artvin Kara Göl veya Bolu Abant gibi) diye tabir edebileceğimiz çok turistik bir göl var. Dağlardan gelen suyla besleniyor ve balıkla dolu. Etrafındaki orman çok güzel ama çöpler yine en büyük sorun.. Ortasında da bir adacık var.

PHEWA GÖLÜ


PHEWA LAKE


PHEWA LAKE


PHEWA GÖLÜ

İlk gün bir tur satın aldık 50 rupiye. Dedik bizi gölün karşı tarafına atar ve biz de tepeye yürürüz orada bir tapınak var oradan dağlara bakarız.. Temple mı dedik. Evet dedi. Ne kadar şu kadar bindik ve iki dakka sonra indik. Ulaan ne oldu hani tapınağa gidecektik? Adam dedi tapınak burası. Evet, ortadaki adacıkta küçük bir tapınak var. Neyse bu vesile ile orayı gördük. Kayıkçı ile konuştuk. Birader biz şu karşı tarafa geçicez dağlara bakacaz nasıl yaparız dedik. Eğer sabah buradaki gişeler açılırsa adam başı para verirsiniz ama erken gelirseniz sabah saat 5 gibi, benim kayıklardan birini veririm size hem de gün doğumunu izlersiniz dedi. Süper!


PHEWA

PHEWA









Sabah 5 de  kalktık. Adamın telefonunu almıştık ama Nepal'de kısa kalıcaz diye biz de telefon hattı yok. Neyse biraz bekleyişten sonra adamla buluştuk, kayığı aldık. Zifiri karanlık.. Şu tarafa doğru gidin orada küçük bir sahil var oraya çekersiniz kayığı dedi sonra oradan bir patika var, yardırın yukarıya varırsınız.. Biz de her zamanki gibi saldım çayıra mevram kayıra diye başladık yol almaya. 
İç güdülerimizle sahili de patikayı da bulduk. Bizi bekleyen gün doğumu, gölün üzerindeki sis, karlı dağlar üzerinde güneşin altın okları.. Gerçekten çok güzel geldi. Harcadığımız zaman ve efora deydi. Buralara gelirseniz bu Japon tapınağının oradan (kafanızı kaldırıp gölün karşısına bakınca görürsünüz) muhakkak gün doğumu seyredin. 
Neyse sırada geri dönüş var ama dönüşte adet yerini bulsun diye ufak bir kayboluştan sonra kayığa ulaştık. Bu sefer sislerin arasında geri döndük. Çok ama çok keyif aldığımız bir yolculuk oldu. 


POKHARA'DA GÜN DOĞUMU













Her akşam yemeğine Merhabadayız. Gelen giden Türkler eksik olmuyor. Rotaları tartışıyoruz. En kısa ve en yüksek rota hangisi, nasıl gidilir. Annapurna ana kampa gitmeye yani ABC'ye tırmanmaya karar  verdik. 7 günlük bir rota. Ertesi gün kendimiz kalkıp elimizdeki basit yürüyüş haritasına güvenerek gerekli izinleri alıyoruz önce. İki farklı izin için iki farklı para ödüyorsunuz. Yaklaşık kişi başı toplam 40 dolara bu trekking turunun sadece izinlerini alıyorsunuz ve 4 adet fotoğrafa ihtiyacınız var. 
Ayın 9'unda yola çıktık 13 ünde Pokhara'ya döndük, 7 gün diye planladığımız yürüyüşü 5 güne sıkıştırdık, harikaydı, bir soraki yazı da anlatacağım o bölümü. Neyse çantalarımızı Pokhara'da bırakmıştık ve ayın 13 ünde Merhaba restoranda Pakistan üzerinden kara yolu ile Hindistan'a oradan da Nepal'e gelen, tekrar Hindistan'a birlikte döneceğimiz, unutulmaz maceralar yaşayacağımız Kenan ile tanıştık.

Artık Katmandu'ya geçme zamanımız da gelmişti. Kenan, ben de geçeceğim hatta Muhammed adında bir arkadaş da var isterseniz taksi ayarlayalım berber deyince herkesle vedalaşıp ertesi sabah saat 5 de yola çıkmak için sözleştik. Odaya dönünce insülinlerin yan taraftaki restoranın dolabında olduğunu hatırladık ve bu saatte kapalı, sabah 5'te de açmış olmayacağına göre sıçtık, daha geç yola çıkalım desek çocuk uçağı kaçıracak neyse sabah ola hayrola onlar gider biz kalırız sonra otobüsle gideriz derken saat 5 oldu ama gelen giden yok.. Bizimkiler taksiyle ancak 7.30 gibi gelebildi. Böylece insülinleri alabildik ama çocuk uçağa yetişebilecek mi belli değil, her şey yolunda giderse, trafik olmazsa, belki.. 
Baya kastık ama sonuç, uçağı kaçırdı :0 Taksiyle hava alanından çıktık, Kenan takmış kafaya, tavsiyelerden ötürü Freak Street'de kalacağız. Taksici anlamadı bizi Thamel'de indirdi, asıl merkez burası, pazarın içindeyiz çocuğun sırtında kırk kilo ( paraşütler ) Kenan ve bizim yardımlarımızla Freak Street arıyoruz onca yükün altında :) Sonunda bulduk, Anapurna adında bir hostele yerleştik. Muhammed tutuşuyor. Çünkü Türkiye'ye gitmesi lazım. Uçuşu yandı.. Ertesi gün yeni bilet aldı, berbat bir durum cidden öyle bir haldeydi ki sanırım tekrar gelmemek üzere ayrıldı Nepal'den :)







Bunlar odun değil he, bizde de olsa diye iç geçirdiğim kökler :) Yemeklere inanılmaz lezzet katıyor..


Kasapta yani sokakta satılmayı bekleyen keçi.




Thamel. Alışveriş orgazmı garanti! :)









Katmandu'da gece hayatının da tadına bakalım dedik. Burada gece hayatı akşam saat 18 le 22 arasında. Pokhara'da da benzer yani gece yarısında bitiyor. Bir iki canlı müzik yapan bar ve garip pavyonları var. Dans eden kadın ve erkekler Hint müzikleri eşliğinde klipleri taklit ediyorlar. Gülmekten karnımız ağrıdı, değişik bir geceydi:)






Turistler için olmayan Nepal gecelerinden..















































Katmandu'dan sonraki hedef Hindistan'a kara yolu ile geçiş yapmak. Delhi de bizi bekleyen Coşkun'un yeni pasaportu var. Kenan da Goa'ya geçecek. Bizim ilk durağımız ise Tac Mahal olacak. 
Ertesi gün Nepal'den ayrılırken çocuklar, gençler, yaşlılar, askerler baya kalabalık bir protesto gösterisinin içinden geçtik. Depreme dayanıklı binalar istiyor insanlar..


Katmandu'da ki protesto gösterilerinden..













Katmandu şehir merkezinden sora sora bulduğumuz otobüsle Bhairahawa'ya, buradan da sabaha karşı yine kısa bir otobüs yolculuğuyla tam sınıra kadar geldik. Kolayca geçtik Sunauli'ye ve bizi tren istasyonunun bulunduğu Gorakhpur'a kadar götüren taksiyle anlaştık. Sınırdan yaklaşık 3 saatlik bir yol Gorakhpur. Buradan tren bileti ayarlayıp Tac Mahal'in bulunduğu Agra şehrine gideceğiz ama bizi nelerin beklediğine dair hiç bir fikrimiz yoktu! 

Devamı gelecek.. ;)

Emine&Coşkun

2 yorum :

  1. en heyecanlı yerinde! :)

    Ebru

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) öyle oldu bide Annapurna tırmanışı da girecek araya!

      Sil