Geç saatte uyuyunca sabah zor kalktık ve apar topar çıkıp Lombok'a gidecek olan tekneye yetiştik. Tekneden iner inmez bir adam yanaştı, Komodoo diye bağırıyor. Takıldık peşine, bizi restorana götürdü.. Tura katılacak olan diğer insanları bekledik öğlene kadar ve 14 kişi 4 gün boyunca kalacağımız ve yol alacağımız tekneye geçtik sonunda. Üst katında yatakların, ortasında ise küçük kamaraların olduğu, güverte de ise ortak yemek alanın bulunduğu oldukça basit bir tekne.
Endonezya'nın nasıl bir yer olduğunu, nasıl doğal bir çeşitliliğe ve güzelliğe sahip olduğunu görebilmek açısından güzel bir deneyim bu tekne turu. Yağmur ormanlarında başlayan ve okyanusta geçirilen uzun süre boyunca coğrafyanın nasıl keskin çizgilerle birbirinden ayrıldığını çok rahat görebiliyorsunuz ve akıntıların gücünü, soğuk suyun getirdiği zenginlikleri de..
İlk durağımız yakınlardaki bir adada bulunan şelale oldu, yine, yeniden, en sevdiğim :) Ormanın içinden yarım saatlik bir yürüyüşle dört gün boyunca karşılaşacağımız tek tatlı su kaynağına gelmiş olduk. Şelalenin üst kısmına tırmandık ve ufak ama korkutucu bir derinliği olan gölette yüzdük, fotoğraflayamadık o kısmı ne yazık ki ama hani lüks otellerin uçurumun tam dibinde manzaraya bakan havuzları falan olur ya, öyle bir şeydi işte..
Sonra yine yakında bir adadaki okyanusun devamı gibi gözüken devasa bir tuzlu su gölüne gittik. Eskiden okyanusun içindeymiş
ancak volkanik depremler sonucu okyanustan ayrılmış bir göl..